| İstanbul'da Hava

Üye Girişi

Editörden

Bize Ulaşın

MST

 

Anasayfa

İnsan Kaynakları Yönetimi

Yönetim ve Organizasyon

Organizasyonel Davranış

Araştırmalarım

Makaleler

Köşe Yazıları

Bir Konu

Akademik Takvim

Kitaplık

Linkler

Email Form


 


 

Endütri İlişkileri Çerçevesinde Temel Kavramlar

 

2.1. Endütri İlişkileri

Endütri ilişkileri kavramı, istihdam ilişkilerini yönlendiren ve yöneten ilkeler, değerler, normlar, kurumlar ve uygulamaların çok yönlü etkileşimleri çerçevesinde oluşan bir sistemi ifade etmektedir.

Endütri ilişkileri ile anlatılmak istenen daha çok, endütri ise de, tüm sektördeki çalışma ilişkilerini kapsayacak biçimde de kullanılmatadır.

2.2. Esnek Çalışma

Herşeyden önce, istihdamın artırılması, yeni iş imkanlarının oluşturulmasıdır.

İşgücünün yani çalışanların işletme içinde gerekli zaman ve sayıda kullanılmasıdır (İşletme açısından).

İş mevzuatındaki katı hükümler yerine tarafların anlaşmalarına dayalı bir sistemin oluşturulmasıdır.

Çalışma süresinin çalışanın ve işverenin anlaşması neticesinde çalışanın koşullarına uydurulmasıdır (İşçi açısından).

İşgücünün işletme içindeki değişik işleri yapabilmesi ve çeşitli görevleri üstlenebilmesidir. Başka bir deyişle, özellikle hizmetiçi eğitim vb. metodlarla işgücünün değişen teknoloji ve üretim proseslerine nitelik ve yetenek olarak adapte olabilmesidir.

İşçilerin istihdamında veya istihdam ilişkisinin sona erdirilmesinde yasal kısıtlamaların işletmelerin mali yapılarını sarsmayacak ve çalışanların mağduriyetine neden olmayacak şekilde belirlenmesi; ve işletmelerin bu konuda ekonomik ve işletme içi nedenlerle serbest davranabilme yeteneğine sahip olabilmeleridir.

İşletmelerin, kendi ücret yapılarını ve seviyelerini değişen işgücü piyasası şartlarına göre ve çalışanların performansını düşürmeyecek biçimde  ayarlayabilme serbestisine sahip olmalarıdır.

Hizmetin ya da üretimin işletme dışındaki başka işyerlerinde ya da işletme içinde başka işçiler çalıştırılarak nitelikli şekilde yerine getirilebilmesidir.

Ekonomik kriz dönemlerinde işçilerin işlerini kaybetmeden işletmenin ayakta tutulabilmesidir.

Özellikle yeni teknolojilerin üretim sürecinde yerlerini almaları ile esnek üretim modellerine duyulan ihtiyaç, işçi ve işverenlerin birlikte ve her iki tarafın da gereksinimini karşılayacak bir uzlaşma (konsensüs) içinde hareket etmelerini sağlayıcı düzenlemelerin endüstriyel ilişkiler sistemine dahil edilmesini gerekli kılmaktadır.

2.3. Home Office

Tarihi gelişimi çok eskiye dayanan “evde çalışma” ile ilgili olarak, ILO şöyle bir tanımlama yapmıştır:

Bir işveren veya aracı için işçinin seçtiği bir yerde, genellikle işçinin kendi evinde, işveren veya aracının denetimi olmaksızın, bir sözleşme gereğince bir malın üretilmesi veya hizmetin sağlanmasıdır.

Avrupa Konseyi’nin hazırlamış olduğu bir rapora göre de, evde çalışmanın üç unsuru belirlenmiştir:

1.      İşçinin çalışma yerinin işyeri dışında, genellikle kendi evinde olması,

2.      Bir veya birden fazla işverene bağlı olarak ücret karşılığı çalışması,

3.      İşçinin meydana getirdiği mallar için ayrı bir mal piyasasına sahip olmaması.

Yukarıda yapılan tanımlara göre evde çalışma genelde zaman esasına göre değil, parça başına göre yapılmaktadır. Bu çalışma şeklinde, işveren, işçinin üzerinde çalışma yapacağı ara mamülleri ve gerekli malzemeleri işçiye vermektedir. İşçi de, işverenin talimatına göre işini evde yapmaktadır.

Yeni ekonominin ve teknolojinin iş dünyasına soktuğu ev ofisler bugün pek çok ülkede çok sayıda şirket tarafından tercih ediliyor. Evde çalışma zaman esnekliğinin yanında çalışma yeri esnekliğini de getiriyor. Bugün evden çalışma sistemi Türkiye’de de yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Çoğu kez tek kişilik bir organizasyondan oluşan ev ofise dayalı şirketler çeşitli alanlarda kurulabiliyor. Ev ofislerde yapabileceğiniz işlere birkaç örnek:
• Sanal dükkan işletme (Elektronik Ticaret)
• Küçük çaplı reklam ve tanıtım işleri
• Çevirmenlik
• Eğitim ve danışmanlık hizmetleri
• Web sitesi tasarımı
• Evde yapılmış yiyecek hizmetleri (pasta, kurabiye, vb.)
• Yoga, masaj, vb.
• İç mimarlık


Eğer sisteminizi iyi kurarsanız evde çalışmak çok rahat, trafik stresi yaşamıyor ve ofis için ayrı bir kira ödemiyor ve masraflarınızı azaltıyorsunuz. Kendi kendinin patronu olmayı tercih edenler evlerinde oluşturdukları küçük bir ofisle girişimci olabiliyorlar. Internet, e-posta, cep telefonu, telesekreterli ev telefonu, faks, yazıcı gibi gibi iletişim donanımları evleri çok kolaylıkla çalışılabilen mekanlara çeviriyor.

3.      E-Ticaretin Gelişimi

3.      1.  E-Ticaret’te Güvenlik

Elektronik ticarette alıcı ve satıcı birbirlerini görmeksizin iş yaptıklarından karşılıklı olarak güvenin sağlanması için ek bir takım önlemler almaya ihtiyaç duyarlar. Öncelikle alıcı ve satıcı taraflar birbirlerinin kimliklerinden emin olmak isterler. İşte bu ihtiyaç dijital imza ve dijital sertifikaların geliştirilme nedenidir. Bunlar aracılığıyla iki taraf birbirlerinin kimliğinden emin olabilmektedir. Türkiye'de şu anda dijital sertifikalar ile ilgili yasal altyapı henüz oluşturulmadığı için alıcı tarafında bulunan bireysel kullanıcılar henüz dijital sertifika kullanmaya başlamamışlar, satış yapan siteler de müşterilerine bunu şart koşmamışlardır. Bu nedenle satıcılar alıcıların kimliklerini kontrol edememektedirler. Ancak Garanti Bankası'nın ödeme sistemini kullanarak Internet'ten satış yapmak isteyen firmalara bankamız bu şartı getirmiş ve böylece tüketicilerin alışveriş yaptıkları sitenin kimliği ile ilgili kuşku duymalarını önlemiştir.
Elektronik ticarette güvenlik konusunda değerlendirilmesi gereken diğer bir konu da alıcıların elektronik ticaret sitelerinden alışveriş yapmak için vermek durumunda kaldıkları kredi kartı vb. bilgilerin Internet üzerinden iletilirken üçüncü şahısların eline geçmesi riskidir. Bilindiği gibi özellikle telefonla yapılan satışlarda (gazeteye ilan vermek, katalog satışları vb) kredi kartı numarası ve son kullanma tarihi alışveriş için yeterli olmaktadır. Bu yüzden bu bilgilerin korunması elektronikticaretin gelişimi için büyük önem taşımaktadır.
Ancak elektronik ticarette kredi kartı bilgilerinin başkalarının eline geçme riski günlük hayattakine göre çok daha azdır. Günlük hayatta ödeme yaparken kredi kartı bir başkasına verilmekte, bu yüzden kredi kartının üzerindeki bilgilerin gizliliği büyük oranda ortadan kalkmaktadır. Sanal alışveriş hizmeti veren firmalar, kredi kartı bilgilerinin güvenliği ve gizliliğini sağlamak için yaygın olarak SSL ve SET gibi güvenlik standartlarını kullanmaktadırlar. Kullanıcı, işyeri ve banka arasındaki veri akışı sırasında bilgilerin şifrelenerek aktarılması esasına dayanan güvenlik sistemleri sayesinde bilgilerin başka bir kişinin eline geçmesi durumunda çözülebilmesi (yani kullanılabilmesi) önlenir. Böylece kart bilgilerinin gizliliği ve alışverişin güvenliği sağlanmış olur.



   SSL (Secure Socket Layer)

            SSL network üzerindeki bilgi transferi sırasında güvenlik ve gizliliğin sağlanması amacıyla Netscape tarafından geliştirilmiş bir güvenlik protokolüdür. 1996 yılında 3.0 versiyonunun çıkarılmasıyla hemen bütün Internet tarayıcılarının (Microsoft Explorer, Netscape Navigator vb) desteklediği bir standart haline gelmiş ve çok geniş uygulama alanları bulmuştur.
SSL gönderilen bilginin kesinlikle ve sadece doğru adreste deşifre edilebilmesini sağlar. Bilgi gönderilmeden önce otomatik olarak şifrelenir ve sadece doğru alıcı tarafından deşifre edilebilir. Her iki tarafta da doğrulama yapılarak işlemin ve bilginin gizliliği ve bütünlüğü korunur.
Veri akışında kullanılan şifreleme yönteminin gücü kullanılan anahtar uzunluğuna bağlıdır. Anahtar uzunluğu bilginin korunması için çok önemlidir. Örneğin; 8 bit üzerinden bir iletimin çözülmesi son derece kolaydır. Bit, ikilik sayma düzeninde bir rakamı ifade eder. Bir bit, 0 veya 1 olmak üzere 2 farklı değer alabilir. 8 bit ise sadece 28=256 olası farklı anahtar içerir. Bir bilgisayar bu 256 farklı olasılığı sıra ile inceleyerek bir sonuca ulaşabilir. SSL protokolünde 40 bit ve 128 bit şifreleme kullanılmaktadır. 128 bit şifrelemede 2128 değişik anahtar vardır ve bu şifrenin çözülebilmesi çok büyük bir maliyet ve zaman gerektirir. Kötü niyetli bir kişinin 128 bit'lik şifreyi çözebilmesi için 1 milyon dolarlık yatırım yaptıktan sonra 67 yıl gibi bir zaman harcaması gerekir. Bu örnekten anlaşıldığı gibi SSL güvenlik sistemi tam ve kesin bir koruma sağlar.

SSL (Secure Sockets Layer), ağ üzerindeki web uygulamalarında güvenli bilgi aktarımının temini için (bilginin doğru kişiye güvenli olarak iletimi), "Netscape" firması tarafından geliştirilmiş bir program katmanıdır (program layer). Burada, bilgi iletiminin güvenliği, uygulama programı (web browser, HTTP) ile TCP/IP katmanları arasındaki bir program katmanında sağlanmaktadır. SSL, web sunucularına (Apache vb), bir modül olarak yüklenir ve böylece web sunucuları güvenli erişime uygun hale gelir.
SSL, hem istemci (bilgi alan) hem de sunucu (bilgi gönderen) bilgisayarda bir doğrulama (authentication, iki bilgisayarın karşılıklı olarak birbirini tanıması) mekanizması kullanır. Böylece, bilginin doğru bilgisayardan geldiği ve doğru bilgisayara gittiği teyit edilir.
Bilgisayarların birbirlerini "tanıma" işlemi, açık-kapalı anahtar tekniğine (public-private key encryption) dayanan bir kripto sistemi ile sağlanır. Bu sistemde, iki anahtardan oluşan bir anahtar çifti vardır. Bunlardan açık anahtar (public key) herkes tarafından bilinebilen ve gönderilen mesajı "şifrelemede" kullanılan bir dijital anahtardır. (Burada anahtar'dan kasıt, aslında bir şifreleme -kriptolama- algoritmasıdır. Bu algoritma (yani, anahtar) kullanılarak gönderilecek bilgi şifrelenir). Ancak, açık anahtar ile şifreelenen mesaj sadece bu anahtarın diğer çifti olan "kapalı anahtar" (private key) ile açılabilir (deşifre edilebilir). Kapalı anahtar da, sadece sizin bildiğiniz bir anahtar olduğundan, mesaj güvenliği sağlanmış olur. Örnek olarak, size mesaj göndermek isteyen birine kendi açık anahtarınızı gönderirsiniz. Karşı taraf bu anahtarı kullanarak mesajını şifreler ve size gönderir. Şifrelenen mesajı, sadece sizde olan ikinci bir anahtar (kapalı anahtar, private key) çözebilir ve bu anahtarı sadece siz bilirsiniz.
SSL, web sunucusunu tanımak için, dijital olarak imzalanan sertifikalar kullanır. Sertifika, aslında, o organizasyon hakkında bazı bilgiler içeren bir veri dosyasıdır. Aynı zamanda da, kuruluşun açık-kapalı anahtar çiftinin "açık" anahtarı da sertifika içinde yer alır. Sunucu sertifikası da, o sunucuyu işleten kuruma ait bilgiler içeren bir sertifikadır. Sertifikalar, "güvenilir" sertifika kuruluşları tarafından dağıtılır (VeriSign gibi).
İstemci bilgisayar, SSL destekleyen bir sunucuya bağlandığı anda, (bu, https:// ile başlayan URL satırları ile gerçekleşir) doğrulama işlemi başlar. İstemci, kendi açık anahtarını sunucuya gönderir. Sunucu ise, bu anahtarı kullanarak şifrelediği bir mesajı istemciye geri gönderir. Bir sonraki adımda istemci sadece kendinde olan kapalı (private) anahtarı kullanarak gelen şifreli mesajı çözer ve sunucuya geri gönderir. Mesajı alan sunucu ise, bunu kendisinin gönderdiği orijinal mesaj ile karşılaştırır ve eğer iki mesaj "aynı" ise "doğrulama" işlemi başarıyla tamamlanmıştır ve sunucu bu noktadan itibaren "doğru bilgisayarla/kişiyle" iletişimde olduğunu anlar. Daha sonra sunucu istemciye o an gerçekleşen web oturumunda kullanılacak tüm önemli anahtarları gönderir ve güvenli iletişim başlar.
Anahtarlar üretilirken kullanılan bazı popüler algoritmalar olarak, DES (Data Encryption Standard), RSA, IDEA verilebilir. Bunlardan RSA'nın RC4 algoritması (128 bit şifreleme olarak) Netscape ve Internet Explorer'da da kullanılan bir algoritadır.
SET (secure Electronic Transaction), elektronik ticarette, internet üzerinde güvenli bilgi aktarımını sağlamak amacıyla aralarında VISA, MasterCard ve IBM'in de olduğu kuruluşlar tarafından geliştirilen bir protokoldür. SET, özellikle on-line (gerçek zamanda) kredi kartı bilgileri iletimi için geliştirilmiş bir standarttır. SET, kredi kartı ile yapılan online ödemelerde, bilgilerin internet üzerinden aktarımında gizlilik ve güvenlik entegrasyonunu sağlar. SET protokolü sadece müşteri (ürün siparişi veren kredi kartı sahibi) ile sanal dükkan (e-dükkan) ve kredi kartı şirketi arasındaki ödeme fazını şifreler.
SET ile, ödeme işlemine taraf olan herkes (müşteri, dükkan sahibi, kredi kartı şirketi), birbirlerini tanırlar (teşhis ederler, authentication) ve bu ispatlanabilir. "Tanıma" işlemi, SSL'dekine benzer bir dijital sertifikasyon sistemi ile yapılır. Yani, ödeme fazına dahil bütün taraflar kendi kimliklerini belirten dijital bir sertifika kullanır.

3.      2.       Dünyada E-Ticaret

ICD, Eylül 1997 de 200 milyon Web sayfası bulunduğunu bildirmektedir. Bugün bu rakam pek çok araştırıcıya göre ikiye katlanmış bulunmaktadır.
Ayrıca bazı araştırmacılara göre 2000 yılı içinde Internet ve Web kullanıcılarının sayısı 200 milyona ulaşacaktır. Bazı araştırıcılar ise bu rakamın bir tahminden ileri gidemeyeceğini belirtmekte ve gerçek tahminin Internete bağlanan bilgisayar adedi ile belirlenebileceğini ifade etmektedirler.


          Bu konuda Belcore'nin Internet Architecture Research Labaratuvar'ında yapılan bir araştırmaya göre 1996 da Internete bağlı 14.7 milyon olan sistem adedi, 1997 de 26 milyona çıkmış bulunmaktadır. Bu artış hızına göre bu yılın içinde bu rakamın 200 milyona ulaşması beklenebilir. Durum böyle kabul edilirse, 2000 yılı içinde kullanıcı adedinin 200 milyonu çok daha aşması beklenebilir.

Çeşitli araştırma kuruluşlarının 1999 yılında yaptıkları beş yıllık öngörü raporları 2003 yılında dünya üzerindeki e-ticaret hacminin 1 trilyon Doları geçeceği görüşünde birleşmektedirler. Örneğin, EMarketer adlı araştırma kuruluşu 1999'da 98.4 milyar Dolar olarak gördüğü bu pazarın beş yıl içerisinde 1 trilyon 442 milyar Dolarlık bir hacime ulaşacağını tahmin ederken, International Data Corporation isimli araştırma şirketinin öngörüsü ise 1999 yılında 111 milyar Dolar olarak tahmin ettiği pazarın 2003 yılında 1 trilyon 312 milyar Dolarlık hacime kavuşacağı yönündedir. Yine EMarketer'ın yaptığı araştırmaya göre 2000 yılında 233 milyar Dolarlık bir işleme sahip olması beklenen dünya e-ticaretinin yüzde 69'luk kısmı ABD'de gerçekleştirilecektir. Avrupa'ya baktığımızda ise halen 16 milyar Dolarlık bir e-ticaret hacminin olduğu Avrupa’da 2003 yılında bu ticaret hacmi 425 milyar Dolara yükseleceği, bu ticaret hacminin 420 milyar Dolarlık kısmının batı Avrupa'da, geriye kalan bölümü ise Türkiye'yi de içine alan doğu Avrupa bölgesinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

Tablo 1. Dünyada E-Ticaretin Büyümesi

           

 

2000

 

2001

 

2002

 

2003

 

2004

2004 ‘te toplam satışların  Yüzdesi

Toplam Milyar Dolar $

657,0

1.233,6

2.231,6

3.979,7

6.789,8

%8,6

Kuzey Amerika

509,3

908,6

1.495,2

2.339,0

3.456,4

%12,8

Amerika

488,7

864,1

1.411,3

2.187,2

3.189,0

%13,3

Kanada

17,4

38,0

68,0

109,6

160,3

%9,2

Meksika

3,2

6,6

15,9

42,3

107,0

%8,4

Asya Pasifik

53,7

117,2

286,6

724,2

1.649,8

%8,0

Japonya

31,9

64,4

146,8

363,6

880,3

%8,4

Avustralya

5,6

14,8

36,9

96,7

207,6

%16,4

Kore

5,6

14,1

39,3

100,5

205,7

%16,4

Tayvan

4,1

10,7

30,0

80,6

175,8

%16,4

Diğerleri

6,5

14,0

60,6

130,5

197,1

%2,7

Batı Avrupa

87,4

194,6

422,1

853,3

1.533,2

%6,0

Almanya

20,6

46,4

102,0

211,1

386,5

%6,5

İngiltere

17,2

38,5

83,2

165,6

288,8

%7,1

Fransa

9,9

22,1

49,1

104,8

206,4

%5,0

İtalya

7,2

15,6

33,8

71,4

142,4

%4,3

Hollanda

6,5

14,4

30,7

59,5

98,3

%9,2

Diğerleri

25,9

57,7

123,4

240,8

410,8

%6,0

Latin Amerika

3,6

6,8

13,7

31,8

81,8

%2,4

Dünyanın Kalan Kısmı

3,2

6,2

13,5

31,5

68,6

%2,4

 

4.3.Türkiye’de E-Ticaret

Türk toplumunun Internet'le tanışması sadece birkaç yıl öncesine dayanmasına rağmen, Internet kullanımı için gerekli olan teknolojik altyapının sürekli gelişmesiyle, Internet kullanımı ülkemizde de her alanda büyük bir hızla yaygınlaşmaktadır. Özellikle 1999 yılından itibaren Internet kullanıcılarının sayısındaki hızlı artış, Türkiye'deki şirketleri de Internet ortamına girmeye zorlamıştır.

Şu anda Türkiye'deki elektronik ticaret uygulamaları işletmeden son kullanıcılara (Business to Consumer, B2C) satış biçimiyle gerçekleşmektedir. Ancak dünyadaki mevcut uygulamalardan da anlaşılabileceği gibi işletmeden işletmeye satış elektronik ticaret hacminin büyük kısmını oluşturmaktadır. Kısa bir süre sonra Türkiye'de de büyük firmalardan başlamak üzere bir çok şirketin tedarikçileri ve bayileri arasındaki işlemleri Internete taşımalarına ve işletmeler arası elektronik ticaretin patlamasına tanıklık edeceğiz.