| İstanbul'da Hava

Üye Girişi

Editörden

Bize Ulaşın

MST

 

Anasayfa

İnsan Kaynakları Yönetimi

Yönetim ve Organizasyon

Organizasyonel Davranış

Araştırmalarım

Makaleler

Köşe Yazıları

Bir Konu

Akademik Takvim

Kitaplık

Linkler

Email Form


 


 

1 MAYIS 2003 BİNGÖL DEPREMİ’NDE DEPREM-BİNA-ZEMİN ETKİLEŞİMİ VE YAPILARDA MEYDANA GELEN HASARLARIN NEDENLERİ

Prof. Dr. Şükrü ERSOY,  Öğ. Gör. Dr. Ali KOÇAK ,  Yıldız Teknik Üniversitesi

BÖLGENİN JEOLOJİK DURUMU:

Bingöl’de 1 Mayıs 2003 tarihinde saat 03.27’de Kandilli Rasathanesi’nin verilerine göre büyüklüğü (yüzey dalgalarına) 6.4 olan bir deprem meydana gelmiştir. Depremin merkez üssü Bingöl’ün kuzeydoğusu olarak verilmiştir. Bu durum daha sonraki artçı sarsıntılarla da teyit edilmiştir . Zemin açısından değerlendirildiğinde Bingöl ve çevresindeki yerleşim alanlarının büyük bir kısmı dağlık kesmin ortasında bulunan Bingöl  ovasının Pliyo-Kuvaterner yaşlı eski alüvyon çökelleri üzerinde yer almaktadır (Şekil-1). Bazı yerleşim alanları da kısmen güncel alüvyona ait çökeller üzerinde yer almaktadır. Dağlık kesimler ise Pliyo-Kuvaterner yaşlı andezit ve bazaltik bileşimli lavlardan oluşmaktadır. Kuvaterner yaşlı alüvyonlar çimentolanmamış, gevşek tutturulmuş blok, çakıl, kum, silt ve ve killerden oluşmaktadır. Pliyo-Kuvaterner yaşlı eski alüvyon çökelleri olan çökeller ise benzer malzemelerden meydana gelmiş olup şimdiki alüvyon çökellerine göre biraz daha sıkı tutturulmuştur. Yerkabuğunda oluşan yapısal deformasyonlara ilişkin gözlemlerimiz İTÜ araştırma grubunun daha önce Cumhuriyet Bilim Teknik’te yayınladıkları verilerle genel olarak benzerlikler gösterdiğinden bu konulara fazlaca değinilmeyecektir. Bingöl depremi, Doğu Anadolu Fay Zonu boyunca artan stres dağılımına göre beklenen büyük depremlerden biri değildir. İncelemelerde zeminde herhangi bir sıvılaşmaya rastlanmamıştır. Sancaklı Beldesi Hanoçayırındaki yanal yayımayla oluşan çamur akmasının sıvılaşmaya benzesede kökensel olarak farklılıklar gösterir.

YAPILARDA MEYDANA GELEN HASARLARIN BAŞLICA NEDENLERİ

Bu tür orta büyüklükteki bir depremin yapı stoğunda ağır hasarlara ve daha önemlisi can kayıplarına neden olması gelişmiş ülkeler için kabul edilebilir bir durum değildir. Çünkü bu durum depremin şiddetinden ya da zeminin durumundan çok yapıların kalitesizliğinden kaynaklanmaktadır. Bingöl Depremi geniş bir bölgede hissedilirken şehir merkezi başta olmak üzere Çeltiksuyu, Sancak Çimenli, Ortaçanak, Göltepesi, Haziran, Beyaztoprak, Sudüğünü yerleşim alanlarında ciddi hasarlara yol açmıştır. Bunun sonucu olarak 170’in üzerinde can kayıbı, 500’ün üzerinde yaralanma meydana gelmiştir. Ayrıca  82 bina tamamen yıkılmış, 2500 den fazlası da orta ve ağır hasarlı hale gelmiştir.

Yapı hasarlarının belirlenmesine ilişkin çalışma, Bingöl merkez ve çevresi dolaşılarak genel yapı karakteristiği, kullanılan malzeme ve yapım teknikleri incelenmiştir. Bu bağlamda hasarlı yapılar, halen inşaat aşamasındaki yapılar, toplu konutlar ve köy evleri yakından incelenmiştir. Ancak hasara ilişkin değerlendirmelerde betonarme yapı hasarlarının genel nedeni, kolonların kirişlere göre çok narin olması (böylece güçlü kiriş-zayıf kolon davranışının sergilendiği, yapıların deprem enerjisinin sönümlenmesine ilişkin elastik ötesi davranışa giremedikleri) yapıların çok ağır ve hantal olması, birçok birleşim noktasının kolonlardan mafsallaşması, malzeme ve donatıların kusurlu olması şeklinde açıklanabilmektedir.  Örneğin yıkılan Çeltiksuyu İlköğretim Okulu yatakhane ve okul binasında kiriş boyutları 25/65 cm./cm., ile 30/65 cm./cm. olmasına karşılık kolon boyutları genelde 30/40 cm./cm. ile 30/60 cm./cm.’ dir. Ayrıca yapının döşeme sistemi de asmolen döşeme tarzındadır. Burada oluşan hasar, kolonların mafsallaşması şeklindedir. Dört katlı binanın özellikle son iki katı tamamen mafsallaşarak arka cephesine doğru yatmıştır. 

Bunun dışında özellikle işçiliğin çok hatalı olduğu yapılarda, betondaki boşluk oranının yüksek, donatı bağlantılarının ve düzeninin de uygun yapılmadığı gözlenmiştir. Bölgedeki kamu binaları ile son dönem betonarme binaları (özellikle kooperatif binaları) kalitesiz olarak inşa edilmiştir. Karşıyaka Dağlar Cad. üzerinde yer alan çok sayıda kooperatif binasında gözlenen hasar aynı şekilde ve çoğu kolonda mafsallaşma ve kesme çatlakları şeklinde meydana gelmiştir.

Kullanılan betonun genel olarak oldukça niteliksiz olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle Çeltiksuyu Mevkii’nde yıkılan İlköğretim okulunun yatakhane binası başta olmak üzere Bingöl merkezdeki bazı yeni binalarda kötü beton kullanılmıştır. Dere kumunun hiçbir işleme tabi tutulmadan kullanılması, kumla birlikte dereden alınan agreganın 15 cm.’ye varan boyutları, betondaki boşluk oranını yükseltirken, kötü çimentoyla birlikte betonun kolayca ayrışmasına neden olmuştur.

Yapı hasarlarının oluşumunda ve göçen yapılarda donatı kusurlarının büyük etkisinin olduğu düşünülmektedir. Özellikle etriye düzeni ve sıklaştırması yok denecek durumdadır. Birçok yerde etriye aralığı 50 cm.-80 cm.’ ye kadar çıkmaktadır. Düğüm noktalarında etriye sıklaştırmasına rastlanmadığı gibi, kolon–kiriş bağlantı noktalarında kiriş yüksekliği boyunca etriyeden söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle kolonlardan mafsallaşan düğüm noktalarında beton işlevini yerine getirememiş, işlevsizliğine kendi niteliksizliği de eklenince hasar daha yüksek olmuştur. Bununla birlikte donatı bindirme boyları, ek yerlerinde donatıların üst üste getirilmeyerek sürekliliğin sağlanamaması, kirişlerde etriye düzeninin iyi yapılmaması, düşey donatılarla etriye bağlantılarının kolayca kopması da işçiliğin oldukça kötü olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Yıkılan yada ağır hasar gören yapıların en büyük sorunu kolonların narin oluşudur. Buna donatı kusurları ve beton malzeme de eklenince oluşan hasarın mertebesi yükselmiştir. Hemen her binanın kolonunda mafsallaşmalar, çoğunlukla kolonlarda kesme çatlakları ve bunun yanısıra kesme/eğilme çatlakları da göze çarpmıştır. Mafsallaşan kolonların tamamında beton dağılmış, donatıların bağlı olduğu etriyeler bağlantı noktalarından kolayca sıyrılmıştır. Oluşan hasar yapıların 1. normal ve 2. normal katlarında yoğun olarak gözlenmiştir. Bingöl’ deki genel yapı stoğunda önemli bir yeri tutan betonarme yapıların 1 veya 2 tanesinde betonarme perde elemanına rastlanmıştır. Bu yapılarda da burulmadan kaynaklanan hasar gözlenmiştir. Bunun dışında bu yapılarda ciddi bir hasara rastlanmamıştır. Kirişlerin çoğunda mafsallaşma meydana gelmemiş ancak donatı düzeninin yetersizliği nedeniyle betonlarda ayrışma gözlenmiştir. Yapılardaki bölme duvarlarının imalatı ve işçiliği de son derece yetersizdir. Kirişlerle bağlantısı iyi olmayan duvarlar yapının genel davranışına iştirak etmeyerek deprem sırasında hasar görmüştür

Bingöl çevresinde genellikle delikli yada dolu tuğlalı yığma yapılar vardır. Bunlar 2 ya da 3 kat şeklindedir. Köylerinde ise yapılar daha çok taş duvarlı yığmadır. Bunun yanısıra 1971 Bingöl Depremi sonrası’nda geçici konut olarak inşa edilen prefabrik binaların, kışın soğuk olması nedeniyle bütün dış cephelerine denk düşen panelleri tuğla ile örülmüştür. Deprem sırasında bu tuğlaların tamamı yıkılmıştır. Dolu tuğlalı çok az sayıda yığma yapıda hasar hafif ken, çoğu yığma binada ise hasar yoktur. Köylerdeki taş duvarlı yapıların ağır hasarlı olması ölümlere ve yaralanmalara neden olmuştur. Gelişigüzel dizilen taşların arasına bağlayıcı olarak çamurun kullanıldığı bu yapıların çoğu depremde, büyük zarar görmüştür. Özellikle Beyaztoprak-Ilıcalar arası köylerde ve Çimenli Köyü’nde durum böyledir. Birçok köyde taş duvarlı yığma kat üzerine betonarme kat yapılarak,  eski ile yeni yapı tarzı birlikte bilinçsizce kullanılmış ve sonuçta büyük hasarlar oluşmuştur.

Yukarıda da ifade edildiği gibi Mw=6.4 olan depremin ivmesi ise 0.55 g.’dir (B.B. Afet İşleri verilerine göre) Hasar dağılımı ve bölgesel hasar şiddet haritası oluşturulmamasına karşın, oluşan hasarlar göz önüne alındığında şiddetin MSK’ya göre VIII olması gerekmektedir. 1996 yılında değiştirilen Deprem Bölge Haritası’na göre Bingöl merkez, Genç ve Solhan ilçeleri 2. derece deprem bölgesinden 1. derece deprem bölgesine çevrilmiştir. Bu durumda da oluşacak hasarın betonarme yapılar için en çok orta ve az hasar olması, kırsal yapıların çok az bir kısmınında yıkılması kabul edilebilmektedir. Halbuki hasar beklenenden yüksektir.

SONUÇ

Hemen her deprem sonrası görmeye alışkın olduğumuz, ülkemiz açısından çok acı olan can ve mal kayıpları ne yazık ki Bingöl Depremi’nde de yaşanmıştır. Beklenen büyük depremlerden biri olmamasına rağmen bu olayda da ölümlerin,  hasarların nedeni sadece yapı kusurlarıyla açıklanabilir. Bu deprem ülkemizdeki yapı stoğunun son derece kalitesiz olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. “yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi”  konusu yıkılan okul ve kamu binaları ile birlikte çok sayıda küçük öğrencinin yaşamını yitirmesinden sonra ancak konuşulmaya başlanmıştır.     

Katkılarından Dolayı Y.Ü. Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi 
 Öğr. Üyesi Sayın Prof. Dr. Şükrü ERSOY Hocamıza Teşekkür ederiz.



Köşe Yazıları Anasayfa

 

Yönetim-Organizasyon ve İnsan Kaynakları Yönetimi Bilgi Sitesi, Araş. Gör. Seçil TAŞTAN

Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. 
Fikir ve Sanat Eserleri Yasası Hükümleri Gereği olarak, kaynak gösteriniz!


[Anasayfa]  [İnsan Kaynakları Yönetimi]
[Yönetim ve Organizasyon] [Araştırmalarım] [Organizasyonel Davranış]
[Makaleler] [Köşe Yazıları] [Bir Konu] [Akademik Takvim]
[Kitaplık] [Linkler] [Misafir Defteri] [Email Form]

İnfo: info@humanresourcesfocus.com

Gizlilik Prensibi

MST Design  Copyright © 2001-2010   All rights reserved.

Bu web sitesinde yer alan tüm içerik ve görseller,
Fikir ve Sanat Eserleri Yasası hükümleri gereğince yazılı izin alınmaksızın hiç bir şekilde kullanılamaz.

Bu Site En iyi 800x600 ve 1024x768 Çözünürlük ve IE5+ Tarayıcılarla İzlenebilir.