| İstanbul'da Hava

Üye Girişi

Editörden

Bize Ulaşın

MST

 

Anasayfa

İnsan Kaynakları Yönetimi

Yönetim ve Organizasyon

Organizasyonel Davranış

Araştırmalarım

Makaleler

Köşe Yazıları

Bir Konu

Akademik Takvim

Kitaplık

Linkler

Email Form


 


 

GÖKOVA DEPREMLERİ ÜZERİNE

 

 Prof. Dr. Şükrü ERSOY, 
 YıldızTeknik Üniversitesi Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi Beşiktaş

10 Ağustos 2004 tarihli Milliyet ve Cumhuriyet Gazetelerinde Gökova çevresinde bir süreden beri devam eden depremler konusunda Hacettepe Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Erçin Kasapoğlu hocanın depremleri volkanizmaya bağlayan yorumlarını okudum. Sayın Kasapoğlu hocam bir jeolog olarak meslektaşımdır. Bilgisine önem verdiğimiz saygın bir bilim insanıdır. Toplumsal olaylarla duyarlı bir hocamızdır. Bu yorumunun teorik bir yaklaşım mı, yoksa herhangi bir ölçüme dayalı mı olduğunun verileri gazetelerde yer almadığından bu konuda kesin değerlendirme yapamıyorum. Yıldız Teknik Üniversitesi Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı olarak bu yorum için değerlendirmem şu şekildedir. Bu bölgede 20 seneyi aşkın bir süredir jeolojik incelemeler yapıyorum. Tek başıma yaptığım araştırmaların dışında bu bölgenin yer bilimleri sorunlarına ilişkin olarak ulusal ve uluslar arası düzeyde çeşitli üniversitelerle ve kurumlarla bazı projeler yürütüyoruz. Bu bölgenin tsunamilerini Thohoku Üniversitesinden Prof.Dr. Kouji Minaura, ODTÜ den Doç. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner, İstanbul Üniversitesi’nden Yıldız Altınok, Afet İşleri Genel Müdürlüğünden Ugur Kuran’la birlikte kıyılarda yaptığımız kazılar ve tarihsel kayıtlarla araştırıyoruz. Bölgenin Neotektoniği’ni ve Aktif tektoniğini İTÜ Yerbilimleri’nden sayın hocam Prof. Dr. Naci Görür ile içinde rahmetli Prof. Dr. Aykut Barka’nın bulunduğu bir ekiple araştırdık ve haritaladık Bu bölgedeki coğrafik kuşakların Ege Denizi’nde ve Yunanistan’da nasıl devam ettiğini Paris-VI üniversitesinden bir ekiple halen yapıyoruz. Denizlerin altındaki özellikle fayları Dokuz Eylül Üniversitesi’den Prof. Dr. Atilla Ulug ile birlikte üniversitenin gemisinin aldığı sismik kesitlerden araştırdık. Dolayısıyla Marmaris ile Bodrum arasında kalan Datça ve Bozburun yarımadalarına ait kara alanlarında ve çevresindeki deniz alanlarındaki depremler konusunda jeolojik yorumlar yapabileceğimi düşünüyorum.

Gökova ve çevresinde birkaç günden beri meydana gelen çok sayıda depremin Bu merkez üsleri oldukça saçılmış görünmekle birlikte genellikle Gökova körfezinin merkezi kısmına denk gelmektedir. Bu kısma ait denizaltı yapısı şu şekildedir. Gökova Körfezi’nin merkezi kısmında bir 700 metre olmak üzere iki büyük çukur bulunmaktadır. Bu iki çukur birbirinden kuzeybatı-güneydoğu uzanımlı bir denizaltı sırtıyla ayrılmıştır. Bu sırtların iki yanı normal faylarla ayrılmaktadır. Yine bu sırtların iki yanında zaman zaman heyelanlar olduğu batimetrik haritalarımızdan anlaşılmaktadır. Bu sırt hareketsiz olmayıp bölgenin tektoniğine bağlı olarak ağır ağır yükselmektedir (kim bilir belki de gelecekte su yüzüne çıkan bir ada olacaktır. Çünkü İstanköy yunancada Kos adası da böyle yükselmiştir). Depremin merkez üslerinin büyük bir kısmı bu sırtın üzerine denk gelmektedir. Böyle bir sırttan ibaret olan İstanköy adasında yükselen kara parçasının içine jeolojik dönemde bir magmatik kütlenin sokulduğunu jeolojik kayıtlardan biliyoruz. Aynı şekilde Gökova içindeki sırta da bir magmatik kütle sokuluyor ve kıta kabuğunu zorluyor olabilir. Bunu anlamanın yolu bu sırtta gravimetrik yöntemlerle jeofizik incelemelerde bulunmaktır. Sayın hocam Erçin Kasapoğlu bu fikirden yola çıkmış olabilir. Biraz farklı biçimde de olsa Türkiye kıyılarına yakın Ege Denizi içinde mitolojiye konu olmuş büyük patlamaları ve tsunamileri oluşturan Santorini ile Nisiros volkanik adaların varlığını biliyoruz. İnsanlık tarihi içinde patlamış olan bu volkanların külleri halen Datça ve Bozburun yarımadasında belirgin biçimde izlenmektedir. Hatta mitolojilerin esin kaynağı olan Plato’nun eserinde sözünü ettiği ve bunlardan belki de en ünlüsü kayıp medeniyet Atlantik kıtasının bu bölgeye ait olduğu bilim çevresi tarafından ciddi olarak tartışılmaktadır. Bu konuda yapılan belgeselleri çoğumuz televizyonlardan izlemişizdir. Hatta buradaki volkanik patlamaların oluşturduğu dev tsunami dalgalarının Girit’teki büyük Minoan medeniyetini nasıl yok ettiği ve bu dalgaların Mısıra kadar ulaştığından tarih kitapları sıkça söz eder ve bu jeomitolojilerle uğraşan bilim insanları bunu kanıtlamak üzeredir. Bu söylence, Dünya’nın bilinen en büyük patlamalarından biri olan MÖ 1628 yılındaki Santorini adasındaki Thera volkanının patlamasına dayandırılır. Bu bölgede 15’e yakın tsunami kaydı bulunmaktadır. Bunlardan en yenisi 1956 Amargos Tsunamisi; en büyüğü ise 1506 yılında Rodos’ta meydana gelen depremin yarattığı tsunamide Fethiye, Marmaris ile Rodos arasındaki kıyılarda 12 000 kişinin öldüğü söylenmektedir.

Gökova ve çevresinin depremselliği içinde kısaca şunları söyleyebiliriz. Güney Ege’de Afrika kıtasının Ege-Anadolu kıtasının altına daldığı yerlerde derin odaklı depremler olmasına karşın meydana gelen bu yeni depremler oldukça sığ odaklıdır. Odak derinlikleri 3 ile 15 km arasında değişmektedir. 1970 lerden beri bu çevrede magnetüdü 4-5 arasında değişen 200; magnetüdü 5’den büyük olan ise 20 deprem olmuştur.  Bölgenin geçmişinde 15 tane tsunamik deprem kaydedilmiştir. MÖ 2100 ile MS 1900 arasında meydana gelen 70 büyük depremin 40’ı İstanköy, Fethiye ve Rodos arasındadır. Bölgenin en önemli depremleri şunlardır.

MS 4. YY’da Rodos depremi

MS 141/142

MS 700 Knidos (Datça) Depremi

1865 Knidos Depremi (M=6.7)

1926 Rodos Depremi (M=7)

1933 Gökova Depremi (M=6.5)

1941 Muğla Depremi

1959 Köyceğiz depremi

1968 Depremi

1983 Depremi

1994 Depremi

SONUÇ OLARAK

Bu depremlere baktığımızda bölgede en yıkıcı depremlerin Rodos açıklarında olduğunu görüyoruz. Rodos güneyinde 4000 metrelik bir çukur bulunmakta ve bu çukurda iki kıta yan yana gelmektedir. Datça, Gökova Körfezi ve Muğla-Bodrum arasında aktif olduğu düşünülen çok sayıda fay bulunmaktadır. Bu fayların uzunlukları sınırlı olmakla birlikte 7’den büyük deprem oluşturabilmesi teorik olarak düşünülmez. Bodrum, Datça, Marmaris, Bodrum genel olarak kayalık zeminlerden oluşmaktadır. Dere yatakları, alüvyonlar, plaj ve bataklık ortamları depremlerden en fazla etkilenecek bölgelerdir. Yapı stoku açısından bakıldığında genellikle az katlı betonarme yazlık binaların bulunması olumlu bir durumdur. Fakat, özellikle yasal olarak ta yasak olmasına rağmen işgal edilen kumsallar üzerine yapılan çok katlı yapılar gelecek depremler için ciddi sınavlar vereceklerdir. Tsunami açısından bakıldığında ise korunaklı koylarda ve gerisinde yüksek kayalıklar bulunan kıyılarda ciddi bir tehlike beklenmemektedir. Volkanizma açısından bakıldığında da Türkiye kıyılarına yakın olarak insanlık tarihi içinde faaliyete geçmiş volkanik adalar bulunmasına karşın şu günlerde böyle bir tehlike beklenmemektedir. Dünyadaki çok sayıda aktif volkanlarda erken uyarı sistemi gelişmiştir. Bu volkanların ne zaman faaliyete geçeceği ölçümlerle hesaplanabilmekte ve insanlar bölgeden uzaklaştırılabilmektedir. Gökova çevresi için şimdilik bu tehlike görünmemektedir.

 

Katkılarından Dolayı Y.Ü. Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi 
 Öğr. Üyesi Sayın Prof. Dr. Şükrü ERSOY Hocamıza Teşekkür ederiz.



Köşe Yazıları Anasayfa

 

Yönetim-Organizasyon ve İnsan Kaynakları Yönetimi Bilgi Sitesi, Araş. Gör. Seçil TAŞTAN

Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. 
Fikir ve Sanat Eserleri Yasası Hükümleri Gereği olarak, kaynak gösteriniz!


[Anasayfa]  [İnsan Kaynakları Yönetimi]
[Yönetim ve Organizasyon] [Araştırmalarım] [Organizasyonel Davranış]
[Makaleler] [Köşe Yazıları] [Bir Konu] [Akademik Takvim]
[Kitaplık] [Linkler] [Misafir Defteri] [Email Form]

İnfo: info@humanresourcesfocus.com

Gizlilik Prensibi

MST Design  Copyright © 2001-2008   All rights reserved.

Bu web sitesinde yer alan tüm içerik ve görseller,
Fikir ve Sanat Eserleri Yasası hükümleri gereğince yazılı izin alınmaksızın hiç bir şekilde kullanılamaz.

Bu Site En iyi 800x600 ve 1024x768 Çözünürlük ve IE5+ Tarayıcılarla İzlenebilir.